BOŞANMA

Boşanma süreci, sadece evlilik birliğinin sona ermesi değil, tarafların ekonomik geleceğinin ve çocukların üstün yararının yeniden inşa edildiği karmaşık bir süreçtir. Anlaşmalı boşanma, "hız ve uzlaşı" avantajı sunsa da, protokolün kesinleşmeye kadar geri alınabilir olması ciddi bir usuli risk teşkil eder. Mal rejimi tasfiyesi ise boşanma davasından bağımsız bir uzmanlık alanı olarak ele alınmalı; protokolde bu hususta "açık ve duraksamaya yer vermeyecek" beyanlar kullanılmalıdır. Hakimin denetim yetkisi, özellikle zayıf tarafın ve çocukların korunması noktasında önemlidir. Uygulamada, mal rejimi tasfiyesi, boşanma davası kesinleşmeden sonuçlandırılamayacağı için boşanma davası bekletici mesele olmaktadır.

1. Boşanma Usulleri ve Şartları

Türk hukukunda boşanma süreci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki ana usulde yürütülmektedir.

● Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/3): Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması veya birinin davasını diğerinin kabul etmesiyle evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Boşanma kararı için hakimin tarafları bizzat dinlemesi ve mali sonuçlar ile çocukların durumu hakkındaki protokolü uygun bulması şarttır. Anlaşmalı boşanma, taraflara mali ve şahsi sonuçlar üzerinde geniş bir tasarruf yetkisi tanısa da, bu yetki hakimin "çocuğun üstün yararı" ve "hakkaniyet" denetimine tabidir. Özellikle çocukların velayeti ve kişisel ilişki tesisinde, tarafların anlaşması hakimi bağlamaz. Hakim, çocuğun psikolojik gelişimi için protokolde değişiklik yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.04.2019 tarihli, 2017/2650 E. ve 2019/485 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, tarafların mali sonuçlar veya çocukların durumu hakkındaki düzenlemelerden birinde dahi anlaşmaya varmamış olmaları anlaşmalı boşanmaya engeldir. Bu durumda dava çekişmeli boşanma olarak görülmelidir.

● Çekişmeli Boşanma (TMK m. 166/1-2): Evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede sarsılması durumunda açılır. Davacının kusuru daha ağırsa, davalının itiraz hakkı vardır.

● İrade Beyanından Dönme: Anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar taraflar protokolden dönebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.10.2018 tarihli, 2016/23896 E. ve 2018/10213 K. sayılı kararı uyarınca, tarafların irade beyanından dönmesi halinde davanın çekişmeli boşanma (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi ve tahkikat aşamasına geçilmesi gerekir. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2016 tarihli, 2016/15803 E. ve 2016/13792 K. sayılı kararında, bu durumda dilekçelerin karşılıklı verilmesi ve delillerin toplanması gerektiği vurgulanmıştır.

2. Boşanmanın Mali Sonuçları (Tazminat ve Nafaka)

Boşanmanın mali sonuçları tarafların kusur durumuna göre şekillenmektedir.

● Maddi ve Manevi Tazminat (TMK m. 174): Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat talep edebilir. Çekişmeli boşanmada eşit kusur halinde tazminata hükmedilmez. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.05.2024 tarihli, 2023/4736 E. ve 2024/3599 K. sayılı kararı ile 01.06.2023 tarihli, 2022/11523 E. ve 2023/2891 K. sayılı kararlarında, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi halinde maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.) Buna karşın, erkeğin tam kusurlu bulunduğu durumlarda kadın lehine uygun miktarda tazminata hükmedilmelidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.11.2023, 2022/7708 E., 2023/5412 K.).

● Yoksulluk Nafakası (TMK m. 175): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla, diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Yani yoksulluk nafakası için "daha ağır kusurlu olmamak" yeterlidir. Yargıtay içtihatlarına göre, taraflar eşit kusurlu olsa dahi yoksulluğa düşecek eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.06.2023, 2022/11523 E., 2023/2891 K.).

Anlaşmalı boşanma protokolleri bazen alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılabilmektedir. Bu durumda alacaklıların "tasarrufun iptali" veya "yargılamanın yenilenmesi" yoluna başvurma hakları saklıdır.

Ölümle sona erme veya tasfiye aşamasında sağ kalan eşin aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı talep etme yetkisi (TMK m. 240, 279) bulunmaktadır.

● Zamanaşımı (TMK m. 178): Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren boşanma sebebine dayalı tazminat ve nafaka hakları 1 yıl içinde zamanaşımına uğrar.

3. Mal Rejiminin Tasfiyesi

Mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın "fer'i" (eki) niteliğinde bir sonucu değildir ve bağımsız bir hukuki süreçtir.

● Sona Erme Anı (TMK m. 225): Boşanma davası açıldığında, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.

● Tasfiye Esasları: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 17.11.2015 tarihli, 2015/19078 E. ve 2015/20579 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesi konusunda anlaşma yapılması zorunlu değildir.

● Protokolün Kapsamı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.2022 tarihli, 2019/335 E. ve 2022/850 K. sayılı kararına göre, protokolde yer alan "boşanmanın mali sonuçları" ifadesi mal rejiminin tasfiyesini kapsamaz. Tasfiyeye ilişkin bir anlaşmanın geçerli olabilmesi için bu hususun açıkça ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde (tek tek ve ismen sayılmak suretiyle) belirtilmesi gerekir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 19.06.2019, 2019/1830 E., 2019/6131 K.).

● Feragat ve İbra: Eğer protokolde "herhangi bir mal, katkı payı alacağı ve başka isimler altında hiçbir alacak kalmadığına" dair açık bir ibra ve feragat beyanı varsa, bu durum mal rejiminin tasfiyesini de kapsar ve sonradan açılan davalar hakkın kötüye kullanılması sayılarak reddedilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024, 2023/9077 E., 2024/2421 K.).

4. Velayet ve Çocukların Durumu (TMK m. 182)

Hakim, boşanma kararında çocuğun üstün yararını gözeterek velayeti düzenler.

● İnceleme Usulü: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 14.11.2017 tarihli, 2016/6906 E. ve 2017/12691 K. sayılı kararı uyarınca, velayet düzenlemesi yapılırken idrak çağındaki çocukların bizzat dinlenmesi ve uzmanlardan (psikolog, pedagog) rapor alınması zorunludur.

● İştirak Nafakası: Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

5. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Usul Kuralları

● Boşanma davası ile fer'i nitelikteki velayet, nafaka ve tazminat talepleri bir bütün olup birlikte görülmelidir. Bu taleplerin tefrik edilerek (ayrılarak) başka dosyalarda yürütülmesi usul ve yasaya aykırıdır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 08.09.2015, 2014/27012 E., 2015/15074 K.).

● TMK m. 184/5 uyarınca, boşanmanın fer'i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hakim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

● Tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinde kusur tespiti belirleyicidir. Ceza yargılaması sonuçları ve tanık beyanları kusur tespitinde dikkate alınır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.01.2024, 2023/3971 E., 2024/512 K.).

● Anlaşmalı boşanmada taraflar mali sonuçları serbestçe belirleyebilir; ancak bu serbesti, hakimin TMK m. 184/5 uyarınca yapacağı onaya bağlıdır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir.

● Çekişmeli boşanmada tazminat için "kusursuz veya daha az kusurlu olma" şartı aranırken, anlaşmalı boşanmada kusur ve zarar araştırması yapılmaz. Bu durum, tarafların kusur tartışmasına girmeden süreci sonlandırmasına olanak tanır.

● Türk hukukunda "boşanmada birlik ilkesi" uygulanmamaktadır. Bu durum, boşanma davası sürerken mal rejimi tasfiyesinin bekletici mesele yapılmasına veya ayrı bir dava olarak yürütülmesine neden olmaktadır.

● Boşanma davası kesinleşmeden mal rejimi tasfiyesi yapılamayacağı için, mal rejimi davası açılmışsa boşanma davasının sonucu bekletici mesele yapılmalıdır.

● Anlaşmalı boşanma davasında taraflardan birinin protokolden dönmesi veya hakimin müdahalesini kabul etmemesi halinde, hakim taraflara delillerini sunmaları için süre verir ve yargılama çekişmeli olarak devam eder.

● TMK m. 178 uyarınca, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde tazminat ve nafaka davalarının açılması gerekir. Mal rejimi tasfiyesinde ise bu süre kural olarak 10 yıldır; ancak protokolde "tüm alacaklardan feragat edildiği" yönündeki genel ifadeler bu süreci risk altına sokabilir.

● Anlaşmalı boşanma kararı verildikten sonra tarafların istinaf haklarından feragat ederek kararı hızla kesinleştirmeleri, hem yeni bir evlilik yapabilmeleri hem de mal rejimi tasfiyesi alacaklarının muacceliyeti açısından elzemdir.